-
Son Yazılar
Son Yorumlar
- Bir Küvet Hikâyesi için mert
- Samiye, Nâzım, Piraye, Seyda bir kır kahvesindeler. için ahmet27
- Yatar Bursa Kalesinde için Tahsin sel
- Ceviz Ağacı için Saygın
- Fatma, Ali ve Diğerleri için K_E_M_O
Arşivler
Meta
Etiketler
adam analardır adam eden adamı annelerin ninnilerinden Asya Afrika Yazarlarina açlık açlık ordusu açlık ordusu yürüyor Bence Şimdi Sen De Herkes Gibisin benerci Ben Senden Önce Ölmek isterim berkley beyazıt meydanındaki ölü beş satırla Bir Acayip Duygu bir ayrılış hikayesi bir ceza evinde bir gemici türküsü Bir hazin Hürriyet Bir Küvet Hikayesi bir ölü yatıyor bulutlar Bulutlar Adam Öldürmesin bu vatan Bu Vatana Nasıl Kıydılar büyük insanlık erkek kadına dedi ki gemide Hikmet kadın erkeğe dedi ki Kar yağıyor Lambayı Yakma nasıl kıydılar Nazım nazım hikmet ordusu rüzgar yıldızlar ve su satarsın gözlerinin dikkatini sevda yüzünden ölmek tahirle zühre meselesi tahir olmak tecritteki adamın mektupları vatan haini zühre olmak öldürmesin ŞiirleriYaza Cafe
Nâzım Hikmet Bahriye Mektebi öğrencisi
Bu yazımızda, siz değerli okuyucularımızın Türkiye’nin yetiştirdiği büyük şairlerden biri olarak tanıdığı Nazım Hikmet RAN’ı; sizlere Bahriye Mektebi öğrencisi Mehmet Nazım olarak tanıtmak istedik .
Deniz Harp Okulu arşivinde yapılan düzenlemeler kapsamında Osmanlıca öğrenci künye defterinde Nazım Hikmet RAN’ın kayıtlarına rastlanıldı ve bu bilgiler İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığı’nda Osmanlıca dil uzmanı tarafından Türkçeye çevrildi.
Nazım Hikmet’in künye defterindeki değerlendirmelerine geçmeden önce sizlerle şairin Bahriye Mektebi’ne kadar olan yaşam hikâyesini aktarmak istiyoruz;
20 Kasım 1901 yılında Selanik’te doğan Mehmet Nazım, Hikmet Efendi ve Celile Hanımın oğludur. Babası Hikmet Bey, Mekteb-i Sultani’den (Galatasaray Lisesi) mezun ve Dışişleri Bakanlığı’nda Basın Müdürü olarak görev yapan bir memurdu. Annesi Celile Hanım, Enver Paşa’nın (Mustafa Celalettin Paşa’nın oğlu) kızı olmasının yanında Fransızca bilen, resim yapan, piyano çalan eğitimli bir hanımefendiydi.
Mehmet Nazım, İlkokulu Göztepe’deki Taşmektep’te okudu. İlkokulu bitirince hayat boyu dostlukları devam eden Vala Nureddin ile birlikte Galatasaray Lisesi’nin hazırlık sınıfına kayıt oldu.
Bir yıl süreyle bu okulda eğitim gördükten sonra ailesinin maddi problemleri nedeniyle, bu okuldan alınarak Nişantaşı Lisesi’ne verildi.
Mehmet Nazım daha ortaokul sınıflarındayken şiir yazmaya başladı. Denizciler için yazdığı bir kahramanlık şiirini aile toplantısında Bahriye Nazırı Cemal Paşa’ya okuyunca hayatı birden değişti ve yazdığı şiir, ona Bahriye Mektebi’nin kapılarını açtı. 25 Eylül 1915 tarihinde Heybeliada’daki Bahriye Mektebi’ne kayıt oldu.
Deniz Harp Okulu arşivinde bulunan öğrenci künye kayıtlarında Mehmet Nazım için, okula kayıt anında; 45 kg ağırlığında, 1.56 m boyunda, sarı saçlı, yüzünde çiller olan, koyu mavi gözlü, beyaz tenli bir çocuk olarak zabıt tutulmuştur.
Arşivde bulunan öğrenci künye defterinde öğrencilerin dört yıllık öğrenim hayatına göre durumu, mesleki yeteneği, faaliyet derecesi, elbisesine özen derecesi, huyu, düzenliliği ile ilgili değerlendirmeler yazılarak öğrenciler değerlendirilmekte olup, Mehmet Nazım’ın künye kayıdında; aldığı ödüller, aldığı cezalar, hastalık durumu ve ahlak notları yer almaktadır.
962 Künye Numaralı Mehmet Nazım;
-Birinci sınıf değerlendirmesi; iyi ve zeki olduğu ama elbisesine az özen gösterdiği,
-İkinci sınıf değerlendirilmesi; orta derecede çalışkan ve düzensiz,
-Üçüncü sınıf değerlendirmesi; mesleki yeteneği geliştirilmesi lazım gelen, ahlakı tavırları pekiyi, sinirli tabiatlı ve elbisesine özen göstermeyen bir öğrenci olarak değerlendirilmiştir.
Deniz Talebesi Değerlendirmesi; 1918 yılında 26 kişi içinden 9. olarak Mekteb-i Bahriye’den mezun olmuş ve dönemin okul gemisi Hamidiye Gemisine Güverte Stajyer Subay olarak atanmıştır.
ALDIĞI ÖDÜLLER;
Muhtelif zamanlarda Din Felsefesi ve Fen Bilgisi derslerine çalıştığı için iki defa tabur önünde takdir edilmek,
5 Ocak 1918 tarihinde Din Felsefesi çalıştığından mükâfat sofrasında yemek yemek,
10 Ocak 1918 tarihinde Fen Bilgisi dersine çalıştığından Heybeliada’da gezi yapmaktır.
ALDIĞI CEZALAR;
29 Ekim 1917 tarihinde talim esnasında askeri rütbesine aykırı vaziyette bulunduğundan, dört buçuk saat tutuklu kalmıştır.
AHLAK NOTLARI;
Birinci Sınıf : 5
İkinci Sınıf : 4,5
Üçüncü Sınıf : 5
Deniz Talebesi : 5
İLİŞİK KESİLME TARİHİ VE NEDENİ;
Uzun zamandır aşırıya kaçan halleri bulunduğundan 17 Mayıs 1921 tarihinde ilişiğinin kesilmesine karar verilmiştir.
Mehmet Nazım için yazılanlar bize gösteriyor ki öğrencilik yıllarında askeri disiplin içinde özensiz davranışları, şiir yazma merakı ve becerisi onu deniz subayı olmaktan uzaklaştırıp edebiyata sanata yönlendirmiştir.
Sanata ve edebiyata yönlenmesinde Mekteb-i Bahriye’de edebiyat öğretmeni olan Yayha Kemal BEYATLI’ya duyduğu büyük hayranlığın da etkisi yadsınamaz.
Bahriye Mektebi, Mehmet Nazım’ın yaşamına yön vererek, kaderini değiştirmiştir…
Kaynak : http://www.dho.edu.tr/pusula/66/nazimhikmet.html
Annesi Celile Hanım,kız kardeşi Samiye ile.
Annesi Celile Hanım,kız kardeşi Samiye ile..
Annesi Celile Hanım, piyano çalan, ressam denilebilecek ölçüde iyi resim yapan, Fransızca bilen bir kadındır. Celile Hanım, bir dilci ve eğitimci de olan Hasan Enver Paşa’nın kızıdır. Hasan Enver Paşa, Polonya’dan 1848 Ayaklanmaları sırasında Osmanlı İmparatorluğu’na göç eden ve Osmanlı vatandaşı olunca Mustafa Celalettin Paşa adını alan Konstantin Borzecki’nin oğludur. Mustafa Celaleddin Paşa Osmanlı Ordusu’nda subay olarak görev yapmış ve Türk tarihi üzerine önemli bir eser olan “Les Turcs anciens et modernes” (Eski ve yeni Türkler) kitabını yazmıştır. Celile Hanım’ın annesi ise Alman kökenli Osmanlı generali Mehmet Ali Paşa’nın (Karl Detroit) kızı olan Leyla Hanım’dır. Celile Hanım’ın kız kardeşi Münevver Hanım, şair Oktay Rifat’ın annesidir.
Nâzım Hikmet’in babası Hikmet Nâzım Bey
Matbuat Umum müdürlüğü ve Hamburg konsolosluğu yapmış olan Hikmet Bey,
Selanik’te, Hariciye Nezareti’nde (Dışişleri Bakanlığı) çalışan bir memurdur. Diyarbakır, Halep, Konya ve Sivas valilikleri yapmış olan Nazım Paşa’nın oğludur. Mevlevi tarikatından olan Nazım Paşa aynı zamanda bir özgürlükçüdür. Kendisi Selanik’in son valisidir. Hikmet Bey henüz Nazım’ın çocukluğunda memuriyetten ayrılır ve ailece Halep’e, Nazım’ın dedesinin yanına giderler. Orada yeni bir iş ve hayat kurmaya çalışırlar. Başarısız olunca İstanbul’a gelirler. Hikmet Bey’in İstanbul’daki iş kurma denemeleri de iflasla neticelenir ve hiç hoşlanmadığı memuriyet hayatına geri döner. Fransızca bildiği için yeniden Hariciye’ye atanır.
Celile Hanım’la babası Hikmet Bey 1917’de ayrıldılar.
Benerci Kendini Niçin Öldürdü? Kitap
HİÇBİR AĞAÇ BÖYLE HARİKULÂDE
BİR YEMİŞ VERMEMİŞTİR
Topraktan ateşten ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden…
. . . . . . . . .
. . . . . . . . . . .
. . . . . . . . ve insanlar ellerini
korkmadan
düşünmeden
birbirlerinin ellerine bırakarak
yıldızlara bakarak :
? “Yaşamak ne güzel şey!”
diyecekler;
bir insan gözü gibi derin
bir salkım üzüm gibi serin
bir ferah
bir rahat
bir işitilmemiş şarkı söyliyecekler..
Hiçbir ağaç
böyle harikulâde bir yemiş vermemiş
olacaktır.
Ve en vadedici
bir yaz gecesi bile
böyle sesler
böyle inanılmaz renklerle
sabaha ermemiş olacaktır..
Topraktan
ateşten
ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden…
Nazım Hikmet umut kendi sesinden
işler atom reaktörleri işler
yapma aylar doğar güneş doğarken
ve güneş doğarken çöp kamyonları
ölüleri toplar kaldırımlardan
işsiz ölüleri aç ölüleri
işler atom reaktörleri işler
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken köylü aile
erkek kadın eşek ve karasaban
saban koşulu eşekle kadın
toprağı sürerler toprak bir avuç
işler atom reaktörleri işler
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken ölür bir çocuk
ölür bir japon çocuğu hiroşima’da
on iki yaşında ve numaralı
ve ne boğmacadan ne menenjitten
ölür bin dokuzyüz elli sekiz de
ölür bir japon çocuğu hiroşima’da
dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için
işler atom reaktörleri işler
Sesini Kaybeden Şehir
Adedi devir
sıfır.
Şehir
sustu
Kenetlendi nokta nokta şehrinin
asfalt-beton çenesi:
bin dokuz yüz nokta nokta senesi
nokta nokta
ayında…
Cadde boş.
bir uçtan bir uca koş.
Cadde boş
bomboş
cebim gibi…
Kesildi akmıyor su…
Ne bir motor uğultusu
ne dönen bir tekerlek var.
Rüzgar:
sürüklüyor asfaltta Mister Ford’un adını:
duvardan kopan renkli bir ilan kaadını
kaldırımda savuruyor..
Üç adam
Üç adam duruyor:
Birincinin kolunda kırık bir
keman var,
ikincinin başında silindir
sırtında frak,
üçüncü kıllı bir maymun gibi çıplak..
Sokak.
Sokakta ıslık çalarak
enseni kaşıya kaşıya
geç karşıdan karşıya.
Yok ezilmek korkusu..
Ne bir motor uğultusu
ne dönen bir tekerlek var..
Rüzgar:
çatıyor gitgide kara kaşlarını.
Kesmiş düdük sesleri köşe başlarını.
Üç adam…
Üç adam duruyor
ve bir sarhoş türküsünü söyliyerek
topuklarını yere vuruyor..
Caddenin ortasında bağırıp durmayın,
topuklarınızı yere vurmayın,
NAFİLE
asfaltı getiremezsiniz dile! !
NAFİLE
konuşmaz sesini kaybeden şehir:
okşamazsa eğer
ONLARIN
ceplerinde kilitlenen elleri
bakır telleri..
Üç adam:
Üç adam duruyor:
Birincinin kolunda kırık bir
keman var,
ikincinin başında silindir
sırtında frak,
üçüncü kıllı bir maymun gibi çıplak..
Üç adam
kayboluyor karanlıkta sallanarak..
Nazım Hikmet
Kadınların İsyanı Kitap
Güçlü bir dramatik yapı, çok kişili doğal bir diyalog akışı, zehir zıkkım politik eleştiriden toplum sorunlarının kökenine inen bir dram anlayışı.. Nâzım Hikmet, şairliğine eş bir oyun yazarı olduğunu da gözler önüne seriyor… “Nâzım Hikmet Külliyatı”nda…
Yatar Bursa Kalesinde
Türk şiirinin çizgisini değiştirmiş, çok yönlü, evrensel boyutlu bir şair ve yazarın bu basım için yeniden gözden geçirilmiş, kaynak metinler esas alınarak düzeltilmiş “külliyatı”…











